 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
 |
   |
 |
 |
 |
  |
 |
 |
 |
 |
 |
  |
 |
 |
 |
   |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
|
|
 |
|
|
|
İnsanın öyküsünü
çizmekte en etkin olan unsurlardan biri yaşadığı yer kuşkusuz. İnsan
büyük ölçüde yaşadığı toprakla, içinde yetiştiği kültürle, kullandığı
dille kurar kendini. Bunun için her gidiş kendinden kopuş, kendini yeniden
kurma çabasının kaçınılmazlığıdır. Her giden yeniden kurmak zorunda
kalır kendini.
Usta öykücü Feyza
Hepçilingirler, İşte Gidiyorum ile toprağından, dilinden, kendinden
gitmek zorunda kalanların öykülerini dile getiriyor. Her gidişin içinde
taşıdığı acıya eşlik eden o yoğun hesaplaşma duygusunu aktarıyor okura.
Kendini yeniden kurmak zorunda bırakılanların tam da artık neyi kuracaklarına
emin olamadıkları o acı dolu derin şaşkınlığı paylaşmaya çağırıyor herkesi.
|
| |
|
İşte
Gidiyorum, Göç Öyküleri
Öykü,
Everest Yayınları, 2009
|
| |
| |
|
Edebiyatının ana
malzemesini gerçek yaşamdan alan Feyza Hepçilingirler, güçlüklerle kurulmuş
yaşamların bile ellerden alınmak istendiği böylesi dönemlerde yapılmak
zorunda kalınan zor seçimler aracılığıyla bireysel varoluşları yeniden
sorguluyor. 12 Eylül döneminin karanlık günlerinde hem kadın hem de
aydın olarak öteki olmanın ağırlığının dile getirildiği Kırmızı Karanfil
Ne Renk Solar?, bir 12 Eylül romanı ve bir kadın romanı olmanın yanı
sıra bir yol romanı olarak da okunabilir.
Usta kurgusu, titiz
dili ve gerçekçi anlatımıyla Kırmızı Karanfil Ne Renk Solar?, yakın
tarihimizi en iyi ele alan romanlardan biri...
|
| |
| Kırmızı
Karanfil Ne Renk Solar?
Roman,
Everest Yayınları, 2009
Remzi
Kitabevi, 1998
Simavi
Yayınları, 1993 |
| |
| |
|
Harflerimizin gizli
bir dünyası olduğunu biliyor muydunuz? Pelin de uçandairesi ile gitmeseydi
bu dünyayı hiç öğrenemeyecekti. Küçük yumuşak g ile arkadaş oluncaya
kadar harflerden dostları olabileceğini aklının ucundan bile geçirememişti
çünkü. Yumuşak'ın ailesiyle siz de tanışmak istemez misiniz? Ya harfler
dünyasının yöneticileriyle? Harfler ülkesinin adı neymiş? G Teyzenin
gül masalını merak etmez misiniz? L amcanın ayakları neden çok büyükmüş?
Harflerin gizli
dünyasını bu kitabın içinde bulacaksınız ve bundan sonra açtığınız her
kitapta karşılaşacağınız her harf size tanıdık gelecek.
|
| |
| Harflerimizin
Gizli Dünyası
Çocuk
Romanı, Çınar
Yayınları, 2009
Çınar
Yayınları, 1997 (Uçtu Uçtu Pelin Uçtu)
Sanat
Koop Yayınları, 1986 (Uçtu Uçtu Pelin Uçtu)
|
| |
| |
|
Huysuz,
geçimsiz, anlayışsız ve kavgacı olan Çirkin Prenses üstüne üstlük tembeldir
de... Saray çalışanları ve öğretmenlerine hayatı zindan etmektedir.
Çirkin Prenses yaptığı tüm yaramazlıklara rağmen anne
ve babası tarafından çok sevilmektedir. Kral, ülkesinin yönetimini kızına
bırakamayacağını anlayınca kara kara düşünmeye başlar...
Kızının öğretmenlerinden birisinin önerisi üzerine,
ülkeyi yönetecek bilgili bir kişinin seçilmesi için, seçim yapılmasına
karar verir.
|
| |
Çirkin
Prenses
Çocuk
Oyunu - Masal, Çınar Yayınları, 2009
Çocuk
Oyunu, Demet Yayıncılık, 1994
|
| |
v
|
 |
|
Körfez güzeldir.
Oya gibi işlenmiştir kıyılar. Yeşilin sarıya çalanından, mora çalanına
dek her rengin geçişi vardır. Gelirler, hep denize bakarlar, gün batımına
bakar, düşler kurarlar. Uzak, süslü, parlak düşlerdir, varsıl düşler.
Denize girer, kulaç atarlar, güneşe yatar, kızarırlar ve giderler. Her
giden, buradaki yaşamı koparıp, bitirip de gittiğini sanır. Bulduklarından
önceki yaşamın buralarda öylece, eskisi gibi sürüp gideceğini bilmeden,
bunu düşünmek istemeden. Oysa sürüyor işte. Onlar gelmeden önceki gibi.
Yazla birlikte boşalır m? Ayvalık? Günbatımları görkemini yitirir belki,
denizin harelenmesi durur.
|
| |
| Üç
Nokta Bir Çizgi
Gençlik
Dizisi, Özyürek Yayınevi, 2008
Gençler
İçin Öykü Seçkisi, Gendaş Yayınevi, 1993 |
| |
| |
|
Türkçeye
en çok emek veren aydınlarımızdan biri olan Feyza Hepçilingirler, Türkçe
Günlükleri'nin bu üçüncü cildinde, Türkçenin sorunlarını tartışmaya, günlük
yaşamdaki kullanımlarına ayna tutmaya devam ediyor.
Rüzgârın Göğe Savurduğu, bugünün Türkiye'sini dilimize
nasıl yansıdığını dile getirirken, son yıllarda yayımlanmış çeşitli
türlerdeki kitaba değiniyor; şiirlerle, öykülerle, anılarla zenginleşiyor.
Türkiye'nin dört bir köşesinden seslenen Türkçe Günlükleri, dünyanın
bir ucundan ötekine çeşitli renkleri yansıtarak yer yer gezi kitabı
özelliği kazanıyor. Sorularla ve bu sorulara verilmiş doyurucu yanıtlarla
bir ortak, imece tadı sunuyor.
|
| |
Rüzgârın
Göğe Savurduğu, Türkçe Günlükleri 3
Deneme,
Everest Yayınları, 2008
|
| |
| |
|
Dilimiz
yaşamla kurduğumuz ilişkinin yansıması olduğu için, dilimize gösterdiğimiz
özen kadar özen gösteriyoruz yaşamımıza da. Dilimizi kullanabildiğimiz
kadar düşünebiliyor, dilimizi koruyabildiğimiz kadar kendimizi de tutarlı
bir bütün olarak koruyabiliyoruz. Üstünde durmadan, hoyratça kullandığımız
dil, yaşamımızı çoraklaştırıyor, çölleştiriyor. Hiçbir zaman derinine
inemediğimiz, üstümüzde iğreti duran bireyliklerimizle, gitgide anonim
bir karmaşaya dönüşüyoruz. Bu tuhaf “olamamak” halinden kurtulabilmemizin
öncelikli yolu, hiç kuşkusuz, dilimizi doğru kullanmaktan, daha doğrusu
kullandığımız dili sorgulamaktan geçiyor. Dilimizle, Türkçeyle toplum
olarak kurduğumuz bu ilişkiyi en çarpıcı biçimiyle sorgulayan yazarların
başında Feyza Hepçilingirler geliyor. Hepçilingirler, Türkçe “Off”un üçüncü
cildi olan Dilim Dilim Anadilim’de halimizi, zaman zaman gülümseyerek,
bir kez daha, büyük bir ustalıkla ortaya döküyor. Okurları da gülümsetiyor
bu yazılar ama derinde kolay kolay silinmeyecek bir iz, bir soru kalıyor.
Nereye gidiyoruz? |
| |
Türkçe
"Off" 3 - Dilim Dilim Anadilim
Deneme,
Everest Yayınları, 2007
|
| |
| |
|
İlköğretim
3. sınıflara yönelik hazırlanan bu kitapta, çocukların gelişimsel özellikleri
göz önünde bulundurularak, aşağıdaki niteliklerin kazandırılması amaçlanmıştır.
Kazanımlar:
1.İletişimde dinlemenin önemini fark eder.
2.Güçlü ve zayıf yönlerini fark eder.
3.Alay edilme durumlarında yapabileceklerini fark eder.
4.Doğal çevreyi korumaya karşı duyarlı olur.
5.Sağlıklı büyümek için yapılması gerekenleri fark eder. |
| |
Ya
Armut Ağacı Olursam?
What
If I Become A Pear Tree?
Çocuk
Eğitim, Heyamola Yayınları, 2007 |
| |
| |
|
Dilin
Zamana Dokuduğu, usta yazar Feyza Hepçilingirler'in Türkçe Günlükleri
adıyla sürdürdüğü, söyleşi tadında, canlı gözlemlerle bezenmiş, gülümsemeyi
unutmayan denemelerinden oluşuyor. Yazıldığı günle sınırlı kalmayan bu
denemeler, Türkçe ile kurduğu ilişkiyi taze tutmaya çalışanların her zaman
başvuracakları bir kaynak. Dili yalnızca bir iletişim aracı değil, bir
yaşam alanı olarak ele alanların yazılarını dikkatle izlediği Hepçilingirler,
Türkçe'nin tadını, zenginliğini yitirmemesi için emek veren yazarlarımızın
başında geliyor. Dilin Zamana Dokuduğu, dil ve yaşamsal bağ kuran yazar
ile dile sevgiyle yaklaşan okurlarin arasında kurulan sağlam bir köprü. |
| |
Dilin
Zamana Dokuduğu, Türkçe Günlükleri
Deneme,
Everest Yayınları, 2007 |
| |
|
|

|
|
Yıldızların
Suya Döküldüğü, usta edebiyatçı Feyza Hepçilingirler'in okurlar tarafından
ilgiyle izlenen Türkçe Günlükleri. Bu yazılar, birer kezden fazla okunmayı,
üstünde düşünülmeyi, tartışılmayı hak ediyor.Türkçenin değerini, zenginliğini
ve tadını yitirmemesi için düşünen, çalışan, yazan Hepçilingirler, yaşamdan
ve edebiyattan örnekler taşıyor okurlarına. Bu nedenle bu kitap kuru bir
edebiyat ve dil dersi vermek yerine, bir edebiyatçının canlı gözlemlerinin,
kıvrak kalemin tadını taşıyor. Yıldızların Suya Döküldüğü, bir yazarın
yaşamını oluşturan temel unsurlardan biri olan dille kurduğu sevgi ve
emek dolu ilişkinin günlükleri... |
| |
| Yıldızların
Suya Döküldüğü, Türkçe Günlükleri
Deneme,
Everest Yayınları, 2005 |
| |
|
|
|
v |
 |
|
Her ne kadar eski
bir deyiş kişinin aynasının yaptığı iş olduğunu söylese de, asıl aynamız
kullandığımız dil. Hangi dili kullandığımız değil anadilimizi nasıl
kullandığımız kişiliğimize, seçimlerimize, hayata bakışımıza ilişkin
çok önemli ipuçları sunuyor. Elbette bu ipuçlarını görmek ve doğru yorumlayabilmek
için anadilimizi iyi biliyor olmamız gerek. İşte böyle biri günlük yaşamımızdan
siyasi liderlere varıncaya dek bulunduğumuz noktayı ve bu noktanın öncesini
sonrasını yalnızca dilimize, dilimizin uğradığı değişimlere bakarak
çizebilir. Feyza Hepçilingirler Türkçe bilgisinin ve bilincinin korunup
yaşatılması için hiç ara vermediği uğraşını Sorulmadan adlı kitabında
da sürdürüyor. Sorulmadan'da günümüz Türkiye'sinin siyasi, coğrafi,
kültürel haritalarını tüm atlaslardan daha iyi çiziyor.
|
| |
Sorulmadan
Deneme,
Everest Yayınları, 2006
Remzi
Kitabevi, 2000 |
| |
|
v |
 |
|
Salt
bir iletişim aracı olarak görmeye zorlansak da, dilimiz aslında var oluşumuzu
beslediğimiz en önemli kaynak. Dilimizle dile gelmeden önce dilimizle
düşünüyor, hatta dilimiz kadar düşünüyoruz. Duygularımızı, kavramları
adlandırabildiğimiz, anlatabildiğimiz ölçüde tanıyoruz çünkü. Bu nedenle
gerçek anavatanımız dilimiz belki de. Ancak günümüzde öteki diller gibi
Türkçe de sürekli bir saldırı altında. Yalnızca yabancı dillerden zorla
sokulan sözcüklerin saldırısı değil bu; dili kimileyin bilerek, eğlenceli
bir muzırlık gibi bozanlardan, kimileyin de bilgisizlikten kaynaklanan
yaygın yanlışlardan kirleniyor dil. Feyza Hepçilingirler, Türkçe "Off'un
ikinci cildi olan Dedim: "Ah!" ile Türkçe'nin savunmasını yapmaya
devam ederken bir yandan da bizi yaygın yanlışlar karşısında duyarlı olmaya
çağırıyor, dilimizi daha özenli kullanmamız konusunda uyarıyor. |
| |
Dedim:
"Ah"
Deneme,
Everest Yayınları, 2006
Remzi
Kitabevi, 2000 |
| |
|
v |
 |
|
Yalnızca
bir iletişim aracı olarak görmeye alıştırdığımız, belki de bu yüzden hafife
almaya başladığımız dil, aslında yaşamımızı belirleyen en önemli kültürel
etken. Dilimizin yoğurduğu bir zihinle düşünüyor, hissediyor ve bunları
yine dili kullanarak aktarıyoruz. Dildeki bozulma, yaşamı algılayışımızı,
kurgulayışımızı, yaşama sahip çıkışımızı etkilediği gibi, iletişim kazalarına
da yol açabiliyor. Feyza Hepçilingirler bu kitapta, bir yandan dilimize
sahip çıkmanın anlamını tartışırken, bir yandan da doğru Türkçe'nin bilgisini
sunuyor okurlara. Dilimize ayna tutarken yaşadıklarımıza da tanıklık eden
bu yazılar, Türkiye'yi birçok boyutuyla yansıtıyor. |
| |
| Türkçe
"Off"
Deneme,
Everest Yayınları, 2006
Remzi
Kitabevi, 1997 |
| |
|
| |
|
Acemilikten
uzak bu ilk kitapla başlayan öykü serüveni, Hepçilingirler'in, hayata
ve edebiyata bakışının temelini koruyarak nasıl geliştiğini anlamak açısından
çok değerli bir belge niteliğinde. Üstelik sadece yazarının değil, Türk
öykücülüğünün de aldığı yolu anlamakla ipuçları sunuyor. Hayata toplumcu
gerçekçi bir açıdan bakan bu öyküler, yazarının kaba bir siyasallıktan
uzak, insanı anlamayı ve anlatmayı, yaşamın kendi içindeki devingenliğini
yansıtmayı amaçladığını gösteriyor öncelikle. Ancak, bir kez daha belirtmekte
yarar var: Kaba bir öğrencilikten alabildiğine uzak olan bu öyküler, doğruların
tartışılırlığı ilkesine öncelik tanıyor; bu nedenle de okura bugün de
çağdaş bir tat sunabiliyor. "Birdenbire değişti Menekşe. Artık kendini
gizleyemezdi benden. Karşımdaki, ana Menekşe'ydi. Yalan söyleyemezdi artık.
Bana hiç bakmıyordu. Gözlerini denizin üstündeki bir noktaya düğümlemiş;
önüne topladığı bacaklarının üstünde ellerini sımsıkı kenetlemişti." |
| |
Sabah
Yolcuları
Öykü,
Everest Yayınları, 2005
Remzi
Kitabevi, 2000
Cem
Yayınevi, 1981 |
| |
|
|
|
Dün
Arapça - Farsça, bugün Fransızca - İngilizce... Türkçe bu saldırılar karşısında
hep kolu kanadı kırık mı kalacak? Küreselleşme adı altında yapılan "emperyalist"
saldırılar karşısında onu savunacak mıyız, yok olup gitmesine seyirci
mi kalacağız? Savunmak için Türkçeyi bilmemiz, bilmiyorsak öğrenmemiz
gerekmez mi? Bu kitap bir öğretme kitabı. Öğrenmek isteyenlere ve öğretmeye
çalışanlara rehber olsun diye hazırlandı. Türkçe öğretimini ezberden çıkarmayı,
Türkçenin temelden kavranmasını, sevilmesini ve bu sayede savunulmasını
amaçlayan bir çalışma. Belki sizin de öğrenmek istediğiniz birkaç şeyi
içeriyor; belki merak edip şimdiye dek kime soracağınızı bilemediğiniz
soruların yanıtlarını. Küreselleşmenin tehdidi altındaki Türkçeyi eriyip
gitmekten, bilmek ve sevmek kurtarabilir. Bu kitap, Türkçeyi bilerek sevmenizi
ve bilerek savunmanızı sağlamak üzere çıktı. |
| |
| Türkçe
Dilbilgisi, Öğretenlere ve Öğrenenlere
Remzi
Kitabevi, 2004 |
| |
|
|
|
...
Çünkü her kadın biraz tanrıdır. Yalnız o güce, kendisini katarak, kanıyla
canıyla besleyerek yaşam verme gücüne sahip olduğu için değil, yaşamın
her alanında alçakgönüllü bir üretkenlikle yaratıcılığını sürdürdüğü,
beslemek, büyütmek gibi tanrı niteliklerini; bunlarla övünmeyi aklına
bile getirmeden taşıdığı için de.. Yıllardır görüşmediği sevdiğinin ısrarlı
çağrısına uyarak ve aşkıyla birlikte bütün geçmişini yüklenerek çıktığı
gece yolculuğu bir kadını nereye ulaştırır? Bir geceye kaç anı, kaç düş;
bir insanın içine kaç kişi sığar? Bir erkeğin üç ayrı kadına gösterdiği
yüzlerinden hangisi kendisidir? Darbeler yalnızca toplumsal yaşamı mı
etkiledi? Ya bireysel yaşama yansımaları, ya içlerde açılan onulmaz yaralar...
|
| |
| Tanrıkadın
Roman,
Remzi Kitabevi, 2002 |
| |
|
|
|
Bir yazar, dilini,
anlatımını nereye kadar zorlar? Öykünün sınırları nerelere ulaşır? Feyza
Hepçilingirler, herkesin kendi beğenisine seslenen öyküyü bulabileceği,
eğlenceli; ama sarsıcı öyküler sunuyor bu kitabında…
"Kitabın Muskası
İşte size bir kitap içinde bir sürü kitap tadı... Gerilimse gerilim,
metafizikse metafizik, bilim-kurguysa bilim ve kurgu... Her his'e her
keseye uygun, her biri birbirinden merdane, evladiyelik bir sürü öykü...
Hem de Feyza Hepçilingirler patentli hap gibi, ilaç gibi, okurken eğlendiriyor,
siz de üretin, devam ettirin diye adeta tahrik ediyor. Bu öyküler vaktiyle
öküz hocaefendi ve müritlerince defalarca okunmuş, üflenmiş olup yüzde
bin randıman haydi hayırlı düşler..." metüst
|
| |
| Öykünmece
Öykü,
Remzi Kitabevi, 2000 |
| |
|
|
|
…"Dün gece
annen bekledi başımda," diyor. "Hepiniz uyumuştunuz. Annen
geldi, orada, senin oturduğun yerde oturdu, sabaha kadar." "Ne
dedi?" diyorum ben. "Bir şey söyledi mi?" Duymuyor. "Çok
gençti," diyor. "Öldüğü zamanki kadar gençti. ´Kızıma iyi
baktın, sağol.´ dedi bana. Yalnız kalmamı istememiş, onun için gelmiş."
Sesinde sitem yok. "Çok gençti, çok güzeldi," diyor yalnız.
"Ölüm yaramış ona, senden bile güzeldi." Gözleri bana bakarken
donuklaşıyor, yavaşça kapanıyor.
|
| |
| Savrulmalar
Öykü,
Remzi Kitabevi, 1998 |
| |
|
|
Vapurlar gitti,
gemiler uzaklaştı, sandallar kıyıya çekildi; vardığında hep eksikliği
buldum. Yenileri geldi belki ama, sen yoktun. Sen neredeydin Allah aşkına?
Bu evler, bu caddeler, bu saçın, ne zaman bunca eskidi? Ne olmuş saçına?
Bu saçın? Her şey eskidi. Gökyüzü pörsüdü, deniz kırılgan, çocuklar
arsız, sevgililer yaşlanmış. Güzel oldukları zamanda kimler yaşadıysa
bunları, gelip geçiciliklerine onlar katlansın. İşte bunu söylemek bir
başkaldırmadır aslında, yolu berberden geçer.
|
| |
| Kırlangıçsız
Geçti Yaz
Öykü,
Remzi Kitabevi, 1998
Cem
Yayınevi, 1990 |
| |
|
v |
 |
|
Bunlar kadınların
öyküleri… Ürkek kuşlar onlar. Kimi geleneklerin, kimi tabuların, kimileri
de kendilerine koydukları yasakların baskısı altında… Evliliklerin,
hatta aşkların bile üstesinden gelemediği yalnızlık… "Çoğul bir
yalnızlıktır ölüm, yaşamaksa tekil bir kalabalık," diyor bir öykü
kişisi. Bu öyküler de o "kalabalık"ı anlatıyor işte.
|
| |
| Ürkek
Kuşlar
Öykü,
Remzi Kitabevi, 1999
Cem
Yayınevi, 1987 |
| |
|
v |
 |
|
Feyza Hepçilingirler´in,
kazanmaktan en çok onur duyduğu ödüle, Sait Faik Hikâye Armağanı´na
(1985) değer görülen kitabı "Eski Bir Balerin", son çeyrek
yüzyılın en iyi öykü kitaplarından biri. Değişenin içinde değişmeyeni
yakalamış, evrensele giden yolun ışığını bulmuş, oya gibi bir dil ve
çarpıcı bir anlatımla, insanı içinden kavrayarak anlatan öyküler bunlar.
|
| |
| Eski
Bir Balerin
Öykü,
Remzi Kitabevi, 2000
Cem
Yayınevi, 1985 |
| |
v
|
 |
|
| |
|
Yanlışlıklar,
Altı Çocuk Oyunu
Çocuk
Oyunu, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1993
Çocuk Oyunu, Kültür Bakanlığı Yayınları,
1980
|
|
| |
|
|
| |
|
| Tüm
hakları saklıdır. 2009 © feyzahepcilingirler.com |
tasarım:
pelin hepçilingirler |